Moodboard Bir İstek Listesi Değildir
Kırk Pinterest görseli bir moodboard değildir. Moodboard bir kısıt belgesidir: neyi yapmayacağımızı da söyler. İyi bir moodboard'un içinde ne var, marka ile fotoğrafçı arasında ortak dil nasıl kurulur?
Bir markadan moodboard istiyorum. Kırk görsel geliyor.
Kırk görselin içinde stüdyo ışığı da var, gün batımı da. Minimal beyaz fon da var, neon ışıklı gece sokağı da. Ürünü elinde tutan bir el de var, üç metrelik bir mimari kadraj da. Hepsi güzel görseller. Hepsi bir aradayken hiçbir şey söylemiyor.
Bu bir moodboard değil. Bu bir istek listesi.
Moodboard ne işe yarar
Moodboard'un tek bir işi var: çekim başlamadan önce iki tarafın aynı şeyi hayal ettiğini doğrulamak.
Kelimeler bunu yapamaz. "Sıcak ama modern olsun" cümlesi benim kafamda bir şey, sizin kafanızda başka bir şey. İki taraf da anlaştığını sanır, çekim biter, kareler gelir, "ben böyle düşünmemiştim" denir. O noktada haklı olan taraf yoktur. Sadece boşa gitmiş bir gün vardır.
Moodboard bu riski çekimden önce öldürür. Bu yüzden ona harcanan iki saat, sette kaybedilen dört saatten ucuzdur.
İyi bir moodboard'da ne var
Altı ila on görsel. Fazlası değil.
Kırk görselin problemi çokluk değil, çelişki. On görselin üzerine çıktığınızda içlerinden bazıları birbiriyle kavga etmeye başlıyor ve o kavgayı sette ben çözmek zorunda kalıyorum. Sizin adınıza. Bu iyi bir fikir değil.
Her görselin yanında bir cümle.
En kritik madde bu. Bir görseli neden koyduğunuzu yazmazsanız ben tahmin ederim. Aynı fotoğrafta beş farklı şey beğenilebilir: ışığın yönü, renk paleti, modelin duruşu, mekân, kadrajın gevşekliği. Hangisi olduğunu bilmezsem yanlışını alırım.
"Bu kareyi ışığı için koydum, modelin pozunu istemiyorum." Bu cümle bir moodboard'u iki katına çıkarır.
Referansların ayrılması.
Işık referansı ayrı, renk paleti ayrı, kompozisyon ayrı, styling ayrı. Hepsini tek bir görselden beklemeyin. Bir fotoğrafın ışığını sevip renk paletini sevmemeniz gayet normal ve bunu söylemeniz gerekir.
Ne istemediğiniz.
Bu bölüm neredeyse hiç yapılmaz ve en değerlisidir. İki üç görsel koyun ve "bunlar bizim markamız değil" yazın. Negatif referans, pozitif referanstan daha hızlı yol gösterir. Ben nereye gitmeyeceğimi bilirsem geri kalan alanda rahat çalışırım.
Sık yapılan üç hata
Birinci hata: rakibin fotoğrafını koymak.
Anlaşılabilir bir refleks ama sonuç ikinci sınıflıktır. Rakibinizin karesini referans verdiğinizde en iyi ihtimalle onun bir kopyasını üretirsiniz. Kopya, aslından her zaman zayıftır. Kimse "onlara benzeyen marka" olmak istemez, ama moodboard'lar tam olarak bunu ısmarlar.
İkinci hata: bütçesi olmayan referans.
Beş kişilik ekiple, bir günde, tek lokasyonda çekilecek bir işe otuz kişilik kampanya çekimlerinden referans gelmesi. O karede görünmeyen şey şu: dört ışıkçı, bir jimmy jib, kapatılmış bir sokak, üç günlük çekim. Referansı beğenmek serbest ama neyin ne kadara mal olduğunu konuşmadan referans seçmek herkesin zamanını çalıyor.
Ben bunu teklif aşamasında söylerim. Bu, işi almamak pahasına söylediğim bir şeydir. Sonradan hayal kırıklığı yaşatmaktansa baştan gerçeği söylemeyi tercih ediyorum.
Üçüncü hata: yapay zekâ görsellerini referans olarak göndermek.
Son bir yılda çok arttı. Sorun görselin yapay zekâ üretimi olması değil; sorun o görselin fiziksel olarak mümkün olmaması. Işık üç yönden birden geliyor, gölgeler birbiriyle uyumsuz, mekân geometrisi tutmuyor. Ben o kareyi gerçek dünyada kuramam. Kimse kuramaz.
Yapay zekâ görselini duygu referansı olarak kullanabilirsiniz — atmosfer, renk, ruh hali. Ama "bunu aynen istiyorum" derseniz baştan imkânsız bir iş sipariş etmiş olursunuz.
Moodboard'u kim yapmalı
İdeali şudur: marka bir taslak atar, biz onu düzenleriz, ikimiz onaylarız.
Markanın yapması gereken kısım niyet: ne satıyoruz, kime, hangi duyguyla. Bizim yapmamız gereken kısım çeviri: o niyetin ışık, renk, kadraj ve poz karşılığı ne.
Bir markanın kendi başına eksiksiz bir moodboard hazırlaması beklenmez. Zaten bu yüzden bizi çağırıyorsunuz. Ama bir markanın ne sattığını bilmesi beklenir. O kısım devredilemez.
Onay bir imzadır
Moodboard üzerinde anlaştıktan sonra o belge sözleşmenin parçası olur. Sette "aslında biz şöyle düşünmüştük" cümlesi, moodboard'da yazmıyorsa yeni bir taleptir ve yeni bir taleptir dendiğinde kimse alınmamalıdır.
Bu katılık değil, koruma. Hem sizi hem beni koruyor. Ortak dil kurulduğu anda tartışma zevk meselesi olmaktan çıkıyor, iş meselesi haline geliyor.
Sıradan, beğendiği kareleri toplar. Asi, neyi istemediğini yazar.